92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Bazı konuşma organlarının gereği gibi çalışmamasından dolayı rahat söz söyleyememe, söz yitimi
1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , Beynin, konuşma işlevini denetleyen bölümü
1. topluluk karşısında bir konuda konuşmak
1. Bütün olup bitenleri kıymetlendirici bir konuşma yaptı.
1. Bütün olup bitenleri kıymetlendirici bir konuşma yaptı.
1. isim , isim , isim , isim , Beklenen düzeyde veya yeterli ölçüde konuşamama
1. Bir topluluk karşısında etkili, açık, düzgün konuşarak düşüncesini anlatmada, duygusunu aşılamada yetenekli kimse, hatip, konferansçı
karnından konuşan
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak
1. Çocuk daha konuşamıyor.
1. Çocuk daha konuşamıyor.
2. -i , -i , -den , -den , -i , -i , -den , -den , Belli bir konudan söz etmek
1. Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı.
1. Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı.
3. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek
1. İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal Kahvesinde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz.
1. İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal Kahvesinde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz.
4. Söylev vermek, konuşma yapmak
5. Konuşma dili olarak kullanmak
1. Türkçeyi çok iyi konuşuyor.
1. Türkçeyi çok iyi konuşuyor.
6. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak
1. Dilsizler el işaretleriyle konuşur.
1. Dilsizler el işaretleriyle konuşur.
7. -le , -le , -le , -le , İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek
1. Üst kattakilerle konuşuyoruz.
1. Üst kattakilerle konuşuyoruz.
8. Flört etmek
9. Dargın bulunmamak
10. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak
11. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek
12. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Becermek, uzman gibi yapabilmek
1. Fokstrotta uzun boylu konuşamam.
1. Fokstrotta uzun boylu konuşamam.
13. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Geçerli olmak, etkin olmak
1. Yasaların yerine yumruklar konuştu.
1. Yasaların yerine yumruklar konuştu.
14. teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , Şık ve zarif görünmek
1. Gömleğin konuşuyor.
1. Gömleğin konuşuyor.
1. isim , isim , hukuk , hukuk , isim , isim , hukuk , hukuk , Adli makamlarca suçluya tanınan ifade vermeme hakkı
1. başka şeylerle ilişkiyi keserek belli bir konudan söz etmek
1. Konuşmaya dalınca farkında olmadan uzaklaşarak görüş alanından çıkarmıştı hamam böceğini.
1. Konuşmaya dalınca farkında olmadan uzaklaşarak görüş alanından çıkarmıştı hamam böceğini.
1. -i , -i , -le , -le , -i , -i , -le , -le , Konuşturma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Konuşturma becerisi bulunmak
1. -i , -i , -i , -i , Konuşmasını sağlamak, konuşmasına yol açmak
1. Karagözcü hem görüntüleri hareket ettirir hem de her kişinin özelliğine göre sesini değiştirerek her birini ayrı ayrı konuşturur.
1. Karagözcü hem görüntüleri hareket ettirir hem de her kişinin özelliğine göre sesini değiştirerek her birini ayrı ayrı konuşturur.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir müzik aletini çok güzel çalmak
1. Piyanoyu konuşturuyor.
1. Piyanoyu konuşturuyor.
1. isim , isim , isim , isim , Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı, kolokyum
1. isim , isim , isim , isim , Konuşmacı
1. Geleceği günler ev halkınca bir sevinç arifesi yaşanırdı. Çünkü Celâl Bey çok iyi bir konuşucuydu.
1. Geleceği günler ev halkınca bir sevinç arifesi yaşanırdı. Çünkü Celâl Bey çok iyi bir konuşucuydu.
2. Kusursuz, düzgün, güzel, tatlı söz söylemesini bilen kimse
1. isim , isim , isim , isim , Konuşulmak işi
1. Bir imkân, bir fırsat baş gösterse kendine ait bu işin konuşulmasından âdeta utanır.
1. Bir imkân, bir fırsat baş gösterse kendine ait bu işin konuşulmasından âdeta utanır.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Konuşma işine konu olmak
1. Konuşulan Türkçenin hangi yoldan gelerek bu şiveye büründüğünü bulmak güçtür.
1. Konuşulan Türkçenin hangi yoldan gelerek bu şiveye büründüğünü bulmak güçtür.
2. Konuşma işi yapılmak
1. Derste konuşulmaz.
1. Derste konuşulmaz.
1. isim , isim , isim , isim , Konuşma işi
1. Bir insanın konuşuşuna, seçtiği sözcüklere çok dikkat ederim.
1. Bir insanın konuşuşuna, seçtiği sözcüklere çok dikkat ederim.